Damned In Thaer

Hepimiz karanlıktaydık.

Nemli pus yumuşaktı ve tadı zamandı.

Işık korkularımızı yok edince, kötülüğü kuşandık.

Keşke hiç, tanrılarla tanışmasaydık...

İnsan olduk, kabuklandık. 

Keşke hiç, yaşamasaydık.

Bu utancı nasıl kaldırır vicdanımız?

Karanlık yumuşaktı ve bizi sarardı.

İnançtan ve güdülenmekten ötede yaşardık.

İzbede ve derinde, gömülü ve kemirilerek,

Alıştığımız yerde sade bir ölümdü bekleyen,

Ölümden kaçıp elim saçtık.

Bu utancı nasıl kaldırır vicdanımız?

Keşke hiç karanlıktan çıkmasaydık.

Hepimiz oradaydık, 

Adil ve hoştuk, kibirsiz ve ilkel.

Nemli pus yumuşaktı ve tadı zamandı.

Zalim olacağımıza, yalnız öleceğimizi kabullenseydik...

Zaman, dilimize batmış bir çivi gibi şimdi.

Konuştukça acıyan ve acıtan.

Hepimiz, cehennemin de altında,

Var olunmayan bir düzlemde,

En güzel karanlıkta yaşardık.

Dönelim şimdi, bu utancımız bize yeter.

Nemli pus şimdi çivili ve tadında pas.

Ölemeyecek kadar değiliz ya içimizde ve susarak!

İzbede ve derinde, gömülü ve kemirilerek...

Uzakta da, yalnız ölebiliriz mutlak.

Parlasın para etmeyecek utancımızın kara flaması.

Lanetlensin ismimiz, soyumuz hiçe yansın yıkılsın.

Dönelim şimdi, bu utancımız bize yeter.

Ölemeyecek kadar değiliz ya içimizde ve susarak!

Yaşasın izbeler! Yaşasın izbeler! Yaşasın izbeler!

Vicdanım kapkara artık.

Ergenliğinde ölümünü düşünene müjdeler olsun!

Kimse, orada, olmayacak artık...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İşçilerin Son Akşamında

Üzüldüğünde yalnız kalanlar ne yapar? Küçülmüşlüğüyle, insan, hangi karanlığa sığar? Bu üşüyüp durduğumuz gün ışıklarında  Bizi kim görür gö...