Perdeler

Gece oldu ama perdeleri kapatmadım bu akşam,
Kim görecekse görsün kin ve sıkıntı dolu gözyaşlarımızı, çırılçıplak...
Soyunacak nasılsa tüm ağaçlar pencere önünde
Hepimiz çıplak olacağız, hüznün karşısında, en az herkes kadar.

belki tanrılar da,
kısa pantolon giyiyorsa
ve çizgili uzun çorap altına,
kulakta da iğneli küpe,
turuncu mavi,
kendine yuvarlanan batik tshirtlerde akıp giden zamana 
nah hükmediyorlar! bokum!

tanrılar, inanıyorum ki, göremiyorlar
perdelerin arkasını

insan bile
bırakmaz yoksa
insanı,

bu kadar acıyla.

Hurra auf die verborgene Tiefen!

Bazen tanrısız kalınca

Berlin göğü, 

Bir aralık bulup düşünmeye başlıyorum

Bulutların ve sert esen rüzgarın arasından

Yükselerek, hızla ay ışığına

İzmir izbelerine iniyorum

Orası Konak dehlizidir

Orası Alsancak'ın nem taşkını sokakları

Orası Basmane garının ışıklarıdır

Göztepe sahilinin inatçı balıkçılarının,

Çimde uyuyan evsiz çocukların koyağı.


Hiç bir yere gidememiş çocuklar orada

Hikayelerine sarılıp yatmışlar, uyuyorlar

Tanrının en derinde sakladığı acılar da onlara sarılıdır

Yemez, içmez, nefes almaz ve sadece üzülürler.

Zamanın ve yenilginin ötesindedirler.


Her şeyin birbirine uzak olduğu saatler bunlar.

İnsan gölgesine uzak, ağaç yanığına.

İzbeler sanılmasın ki, kini ve hüznü büyütür sadece.

Onlar ki enfes acılar, onlar ki karanlığın en derin estetiğidirler.

En erotik ağlayışımızdır bu akan!

Pek yaşasın izbeler! Pek yaşasın izbeler!

Pek yaşasın,

karanlık tanrılarına sarılıp

huzursuz uyuyanlar!

Pek yaşasın aptallar! Pek yaşasın çirkinler!

Pek yaşasın cümle ecinni, toprak altında dolanan böcekler!

Ve ruhların,

hiç bir zaman kaçıp temizlenemediği,

Eşsiz geceler!

Pek yaşasın izbeler!




İşçilerin Son Akşamında

Üzüldüğünde yalnız kalanlar ne yapar? Küçülmüşlüğüyle, insan, hangi karanlığa sığar? Bu üşüyüp durduğumuz gün ışıklarında  Bizi kim görür gö...