Kurtlar ve Çişli Çocuk

 

Suyu çekiliyor sessizliğin,

Boz korkular indi, yerleşti.

Kalın gövdeli ağaçlar da kükreyip yıkıldı

Yağmurların değemediği, uzanamadığı

Hiçbir yer kalmadı, koskoca orman,

Su havuzlarında eridi, sesi kısıldı.

Çatlaklarındaki böcekler boğuldu.

Dallarındaki kurtçuklar döküldü.

Yosunları kararıp kısaldı,

Kıvrıldı etleri çürümenin,

Yapraklar hissizleşti, taşlar oyuldu,

Ayakta kalabilen yediverenlerin boyu

Cüce düşlerine sığdı saklandı.

Cüceler birbirine sarıldı, bekledi.

Soğuk geldi, dağlardan, sürülerce

Kurtlarla ve ağızlarındaki kanla.

Hayat kıvrılıp içine katlandı, çamurunda

Yarma dişli leşçil canavarlar;

Boz korkular indi, yerleşti.

Çocuk uyuyamadı yorganın altında,

Yatak derinleşti, gecenin çıtırtılarını

Ve cama vuran yağmuru dinledi.

Orman yorganını bacağında katladı.

Bir daha hiç ısınmayacak ayaklarında,

Yemyeşil otlaklar, çiçek çiçek dağlar,

İç içe öyküler büyüdü, çıkılmaz sarmaşıklar oldu,

Boz korkulardan bir krallık tacı, yapayalnız alnına;

Kurtlar hırlaya koşa geldi, kanları çocuğun yüzüne yerleşti.

Kasığına geçmiş bir çene, keskin dişler;

Çişini tuttu çocuk. Çişi gelmiş miydi?

İşçilerin Son Akşamında

Üzüldüğünde yalnız kalanlar ne yapar? Küçülmüşlüğüyle, insan, hangi karanlığa sığar? Bu üşüyüp durduğumuz gün ışıklarında  Bizi kim görür gö...