Bak ateş ederek uzaklaşıyor kıyı gemilerden
Yıkılan şehirlerin altından yükseliyor - tan.
Kimseye bırakamadığımız hüzünlerin toplamı
Ambarlarında yıldız dolu, gözyaşları elmas - tan.
Sil sil listenden kenarından geçtiğin evlerin ışıklarını
Düş düş üstüne koysan da, üfleyerek gitmiyor kayık, metalsiz ama pas - tan.
Sana varamayan, bana koşamayan, tekrarladıkça aynı ritmik uğultu bacasında
Hey bu şehirde bir deniz bile yok yüzülecek ya da yüzdürülecek - ten.
Vurulmak bir çiçek gibi yapraklarını tek tek dökmüş,
Kimyasallarla ayakta tutulan bir vazoda, tiyatral gülümse - ten.
Bak ateş yutarak kızarıyor şehirler, yarım tavuk Sonnenalle'de,
Terden damıtma votka şişesi kırılmış, kar gelmedikçe kimse evine gitmedi,
Sil sil listenden içinden geçen insanları da sil sil
Nasılsa içine düştükçe özlenmiyor kesikleri jilet olmuş gemilerin.
Bara ilk girişim gibi şimdi şişenin metal kapağının iki kolunu kaldırmışım
Sizler etrafımda parmak sallayarak konuşurken, bana varamayan, size koşamayan,
Bersarinplatz'tan Rigaer'e dönen karanlığında rüzgar koşan köşede
Bir çiçek gibi tek yumruğu havada bir anaokulu.
Anneannemin tek parmağıyla bastırıp reçeli yerleştirdiği kurabiyeler.
Ucuz zevklerin utançsız sığınağı şimdi kutsal bir tapınak - tan - ten.
Biz Alsancak'ta, yağmurlu bir kış günü tek sıra deniz tuzunu sürdük yüzümüze,
İhanet etmedik kimse kalmadı, kimseye.
Keskin ten, acımaktan.
Bak şimdi uzaklarda, kıyısız ateşler gemi yapıyor.
Ben size kendimden üflüyorum, her tanrı bir solundakini öpüyor.
Acımak - tan kendinize, birbirimize küsmek - ten.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder