Öğlen canavarları sadece çocukların içinde mi uyur?
Kaç öğle uykusudur kaçtığım, kaç kardeşimi uyandırdım,
Kaç öğleden sonra kırıldı uykusunda?
Yağmur bir yağıp bir duruyor. Durdu diye camı açıyorum, yine yağıyor.
İçeri gidip oturuyorum. Oturamıyorum. Masanın etrafında dolanıyorum.
Zorla yapmam gereken şeyleri yapıyorum. Yağmur duruyor, pencere açık kalmış olsaydı,
Belki pencerenin yanına yanaşırdım. Şimdi pencere açık mı bilmiyorum. Pencerenin dışarısında ne var, hava nasıldır, bilmiyorum. Pencerenin pervazı kirli mi, yine sinekler ölmüş mü, fesleğenden kalkıp konan, fesleğenin kırıp yediğim dalları tekrar açar mı bilmiyorum?
Kırık fesleğenlerin kayıp kokusu. Yitip gitmiş pencerelerin rüyası.
Geceden öğlene, öğlenden geceye uzanan uykular. Pencereler kapalı.
Hiç kardeşim kalmadı.
Senin içinde de uyuyan bir canavar var mı?