Küçükt anr ılar

Küçükt anr ılar da 

saklandı.

Şimdi gece,

semt kenarına dikilmiş

Uzun ıhlamur

ve kestaneleri

ılgıt nefeslerle tırmanır.

T an rıla r da

küçük yapraklarından

büyük ellerini gizleyeren

kaldırımlara dökülür.

Ağlayanların yüzü kapatılmaz.

Spätilerin ışıklarında bir göğüs

dolusu insan, sarhoş, düşünceli, ikinci el...

Ellerimizin yetişemediği kadar

Nefeslerimizde de ta nrılar sallanır.

Berlin'in elleri

Yüzünde yeşil ağaç salkımları

Kimse ağlayarak 

tanrısına 

kavuş - a - maz.

Gece,

fesleğen kokuyor.

Küçükt anr ılar da

saklandı.


Damned In Thaer

Hepimiz karanlıktaydık.

Nemli pus yumuşaktı ve tadı zamandı.

Işık korkularımızı yok edince, kötülüğü kuşandık.

Keşke hiç, tanrılarla tanışmasaydık...

İnsan olduk, kabuklandık. 

Keşke hiç, yaşamasaydık.

Bu utancı nasıl kaldırır vicdanımız?

Karanlık yumuşaktı ve bizi sarardı.

İnançtan ve güdülenmekten ötede yaşardık.

İzbede ve derinde, gömülü ve kemirilerek,

Alıştığımız yerde sade bir ölümdü bekleyen,

Ölümden kaçıp elim saçtık.

Bu utancı nasıl kaldırır vicdanımız?

Keşke hiç karanlıktan çıkmasaydık.

Hepimiz oradaydık, 

Adil ve hoştuk, kibirsiz ve ilkel.

Nemli pus yumuşaktı ve tadı zamandı.

Zalim olacağımıza, yalnız öleceğimizi kabullenseydik...

Zaman, dilimize batmış bir çivi gibi şimdi.

Konuştukça acıyan ve acıtan.

Hepimiz, cehennemin de altında,

Var olunmayan bir düzlemde,

En güzel karanlıkta yaşardık.

Dönelim şimdi, bu utancımız bize yeter.

Nemli pus şimdi çivili ve tadında pas.

Ölemeyecek kadar değiliz ya içimizde ve susarak!

İzbede ve derinde, gömülü ve kemirilerek...

Uzakta da, yalnız ölebiliriz mutlak.

Parlasın para etmeyecek utancımızın kara flaması.

Lanetlensin ismimiz, soyumuz hiçe yansın yıkılsın.

Dönelim şimdi, bu utancımız bize yeter.

Ölemeyecek kadar değiliz ya içimizde ve susarak!

Yaşasın izbeler! Yaşasın izbeler! Yaşasın izbeler!

Vicdanım kapkara artık.

Ergenliğinde ölümünü düşünene müjdeler olsun!

Kimse, orada, olmayacak artık...

Göçenin Gecesine Dönüş: Der Späti Im Kiez

Profectique sunt de Elim...  (Ve Elim'den göç ettiler...)

Exodus 16:1


Kiez, -r, : Berlin ve Kuzey Almanya'da semt, mahalle anlamına gelen kelime, belli bir şehir kültürünün yaşatıldığı yer, sokak lambası loşunda dinelinen yer.

Späti, -r, : Doğu Almanya şehirlerinde, gece geç saatlere dek açık kalan, sıklıkla önünde masaların olduğu minik dükkan, saatsiz sabahsız bakkal masasında içmelik alan.


Gecenin karanlığı tam sıyrılamamış sabahtan, bir yokuşu çıkıyorum... 

Gecenin karanlığında bir yokuştan iniyorum, sarhoşum, bir sokak lambasının soğuk metaline sol elimle yaslanıyorum, biraz başım dönüyor, ağlayacak gibi oluyorum, kafamı kaldırıp göğe bakıyorum.

"Bir daha yokuşlu bir semtte oturmayacağım."


Sokağın köşesini dönünce, başka ağaçlar çıkıyor, daha yeşil, daha gür, daha sık aralıklarla dikilmiş. Kentte, yazın serinleten yağmurunun şişman damlaları, akşama doğru birikiyor... Bir kenarda, camında üst üste dizilmiş tuvalet kağıtlarından yapılmış bir bira şişesi heykeli var. Önündeki bankta, göbekli bir dayı içeri bağırıyor, yan masada Dr Martens botlu, yeşil saçlı bir kız var. Üstü çıplak bir adamın sırtına sik çiziyor. Keçeli mi desem çinili mi desem, simsiyah bir kalemle, Schwan-Stabilo. Gece kararıyor, yollar dümdüz, dudağımın ucundan, eskimiş bir kalem akıntısı gibi; gülüşüm.


26 Haziran 2023 tarihinde, 40 yaşında, Berlin'e taşındım.

Ayağımdaki kırmızı renkli çorapların üzerinde sapsarı renkli, bol köpüklü bira resimcikleri var, sanayide dolanıyor ve müşteri arıyorum, Alman mühendisliği çocukluğum karşısında tedirgin ve çaresiz.


Bu göğe de yine mide bulantısı ve baş ağrısıyla günün geç bir saatinde uyandım, çok şükür.

Kafamın içinde, bir yerlerde, bir yanıp bir sönen bir sokak lambası var.

Gitmek mi elim, kalmak mı pek düşünmedim.

Ben gitmeyi, geceleri, evlerinizin ışığından geçerken seçmiştim.


40 yaşındayım, yeni bir hayata

nereden başlayabilirim?


Bilmiyorum.

Henüz, ölecek bir şey yok içimde.


Sabah, açık unuttuğunuz lambalarınızdan, sizi söndürüyorum...

İşçilerin Son Akşamında

Üzüldüğünde yalnız kalanlar ne yapar? Küçülmüşlüğüyle, insan, hangi karanlığa sığar? Bu üşüyüp durduğumuz gün ışıklarında  Bizi kim görür gö...